Türkiye’de Uzaktan Eğitimin Mevcut Durumu ve Kavram Kargaşası

Türkiye’de Uzaktan Eğitimin Mevcut Durumu ve Kavram Kargaşası

Eğitim ve öğretim insan nesline özel mutlaka gerekli olan bir eylem bütünlüğü olarak malumumuzdur. Immanuel Kant yazılarında hayvanların doğası gereği bir takım eğitsel içgüdülerle donanmış olarak doğduklarından doğar doğmaz bağıra bağıra ağlamadıklarını hatırlatmaktadır. Buradan yola çıkarak eğitimi; İnsanı kendi kabiliyet ve yetileri aracılığı ile kendisinden korumak olarak özetlemektedir.Eğitimin felsefi temeline derinlemesine bakarsak "insanları toplu şekilde yaşam sürdürmeleri için uyumlaştırmak", "birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilen değişik meslekler sağlamak için bilgi akışları tesis etmek" bu yolla gelişmiş, kişisel doyum elde etmiş ve kendini gerçekleştirmiş bireyler yetiştirmektir. Dolayısı ile "eğitmek ve öğretmek esasen bilgi ve beceri aktarmaktır."

Bu bilgi ve beceri aktarma işi eğitimin değişik amaçlarına göre çeşitlilikler göstermektedir. Toplum kültürünün aktarılması, bireyi sosyalleştirme, toplumsal değişimi ve uyumu sağlama, yenilikçi birey yetiştirme gibi sosyo-kültürel amaçları vardır.

Yasalara bağlı, hukukun üstünlüğünü benimsemiş,  demokratik davranış geliştirmiş bireyler yetiştirme, bireylerin hak ve sorumluluklarını anlamasını sağlama, toplumsal dayanışmayı sağlama gibi siyasal amaçları vardır.

Ekonomik yapının ihtiyaç duyduğu nitelikte birey yetiştirme, üretken bireyler yetiştirme gibi ekonomik amaçları vardır.

Bu çerçeveden bakınca Yüksek Öğretimin neden yapılabileceğini de incelemek gerekli. En sıklıkla tartışılan konuların başında Yüksek Öğretim meslek edindirme amaçlı mıdır? Bunun tek gerekçe olmadığını savunanların görüşlerinde bilgi artırma, kültür sağlama, sosyal ve mental kapasitesi yüksek bireyler yetiştirme gibi temel nedenlerin daha önde yer almaktadır. Yüksek Öğretimin temel amacı veya tek amacı meslek edindirme olmamalıdır görüşü hâkimdir. Yükseköğretimin bu amaç ve hedefleri gerçekleştirmesi için yapılacak uygulama planı, uluslararası geçerli tanımlara da sahip olan Diploma Programları ile oluşturulmaktır. Diploma programı formel olarak düzenli bir sistem yapılanması dahilinde amacı, hedefi, süresi, kazanımları ve öğrenme hedefleri belli aktivite tanımlarından oluşur.

Diploma programının Öğrenme Hedefleri ulusal veya uluslararası Mesleki veya Sosyal Yeterlilikler çerçevesinde hazırlanmalıdır. Bu kazanılan Yeterliliklerin Ölçümü ile de öğrenme hedeflerine ulaşılıp ulaşılmadığı veya ne kadar ulaşıldığı ölçülmelidir.

Bu süreçte yaşanan öğrenme, bireyin kendi algıları, düşünceleri ve duygularından süzerek edindiği bilgi ve deneyimlerden anlamı keşfetmesi ve yapılandırması sürecidir. Her öğrenci, elde ettiği verilerden bir anlam yaratmak, bunu gözden geçirmek ve sınavlarda anlaşılır halde sunmak üzere çaba gösterir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde örgün eğitim başlığını incelediğimizde "1. isim Kişilerin hayata atılmadan, iş ve meslek kollarında çalışmaya başlamadan önce okul veya okul niteliği taşıyan yerlerde, genel ve özel bilgiler bakımından yetişmelerini sağlamak amacıyla belli kanunlara göre düzenlenen eğitim, formel eğitim" tanımını görüyoruz. Yani Türk Dil Kurumu bu uygulamayı formel eğitim olarak adlandırıyor ve diploma programını tanımlıyor.

Bunun sürekli ve düzenli kurallar dâhilinde olmayan, kendi ihtiyaç ve yöntemlerine göre kuralları değiştiren informel eğitim sistemleri tanımına Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nden baktığımızda; "sıfat (i'nformel) Fransızca informel; 1. sıfat Biçimsel olmayan, 2. Resmî olmayan" olarak adlandırılıyor. Esasen sertifika programları ve kurslar burada anlamını buluyor.

Dolayısı ile eğitimin amaç ve hedefleri, bilgi ve beceri aktarımı, yeri, mekânı, zamanı eğitim felsefesi açısından ve sözlük tanımı bakımından önemli olmayıp ulaşılabilen sonuç ve kazanımlarını önemli olarak görüyoruz. Buradaki tanımda Almanya'da okursanız bunu, İtalya'da okursanız şunu, Urfa'da okursanız birazını öğrenirsiniz gibi bir çerçeve tanım olamamaktadır. Her gün okursanız daha fazla, akşamları okursanız karanlık bilgi, açık öğretim okursanız hafif bilgi alırsınız gibi bir tanım asla olamamaktadır. Eğitim programları şekil ve yöntemden arındırılmış olarak doğrudan aktarılması ve kazandırılması gerektirilen bilgi ve beceri üzerinden sorgulanmalı ve yorumlanmalıdır. Eğitim ve öğretimin yöntemi diploma programında vaat edilen kazanım ve bilgi becerinin temel unsuru veya tarafı olmayı sadece bu kazanımların hangi yöntemlerle alınacağını tanımlamaktadır. Yüz yüze gündüz eğitimi alan ile açık öğretim okuyan arasında bilgi düzey farkı olmaması gerekmektedir. Esas olan bir eğitim yöntemi gerçekleştirmek için okumak değil, kazanımlara kavuşmak için eylemde bulunmak olmalıdır. Hangi eylemde bulunulduğu önemli olmamalı ne kazanıldığı tartışılmalıdır. Bu pencereden bakınca Yüksek Öğretim sistemimizde bulunan örgün eğitim denince, "gündüz, birinci öğretim ve yüz yüze eğitimin" anlaşılması, ikinci öğretim denince; bunun akşam yapılanının anlaşılması kavramların karışmasıyla devam etmektedir. Buradan yola çıkan sistem açık öğretimi ve uzaktan eğitimi mantıksal bir felsefeye oturtamayıp karmaşaya düşmekte ve "bu o değildir" tanımı yapılmaktadır. O şekilde yapılan tanımlarla bağlantılı olarak geliştirilecek özlük hakları, mali alt yapı, personel istihdamı, diploma tanımları ve yetki tanımları ciddi tartışma ve fikir ayrılıkları doğurmaktadır. Esasen Şekil 1'de görüldüğü gibi sade bir tanımla olay netleştirilip yüz yüze ve mesafeli eğitim iki ayrı başlık altında toplanmalı ve alt ayrımları yapılarak bunun karma sistemi de tanıma kavuşturulmalıdır. Böylece yöntem veya sistem tartışması artık bırakılmalı ve biz ne öğretiyoruz, ne öğrettik, hangi kazanımlar ve standartlara kavuşulmalıydı, bunları gerçekleştirebildik mi konularını tartışmalıyız.

Bugünlerde en çok karşılaştığımız sorulardan bir tanesi olan "diplomamızda hangi fakültenin ismi yazacak" tartışmasının önemsizliği kavranacaktır. Bir diplomada Açık Öğretim Fakültesi yazmamasının insanların bunu saklayabileceğini düşünmesinin abesliği gibi yazmasının da kazanım, bilgi ve beceri açısından bir önem arz etmeyeceği görüşü toplumda yaygınlaşmalıdır. Mevcut durumda bu karmaşadan dolayı aynı tür ve içerikli eğitimi alırken diplomalarında farklı fakülte veya program isimleri yazılması ve bunun da yanlış toplumsal algılarla yorumlanması öğrenciler arasında ciddi memnuniyetsizlik doğurmaktadır. Diplomasında Açık ve Uzaktan eğitim yazmasını istemeyenler bunu herhangi bir şekilde saklayamayacaklarını, transkriplerinde ve diploma eklerinde bu tanımın öğretim yöntemi olarak mutlaka yazacağını unutmamalıdır. Ancak burada diplomalarında Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi mezunu yazanların da diğerlerinden daha az eğitim aldığı, daha az bilgi ve beceri sahibi olduğu ve yeterli mesleki becerilere ulaşamadığı gibi yanlış algının da bir kağıtta yazan yöntemden anlaşılamayacağı düşünülmelidir.

 

Prof. Dr. Alper CİHAN
İstanbul Üniversitesi
Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Dekanı

Okunma sayısı: 2347

Yorumlar