YÖK BAŞKANI PROF. DR. GÖKHAN ÇETİNSAYA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

YÖK BAŞKANI PROF. DR. GÖKHAN ÇETİNSAYA ÖNEMLİ AÇIKLAMALARDA BULUNDU

İstanbul Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleşen II. Açık ve Uzaktan Eğitim Ulusal Vizyon Çalıştayı 2014'te YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya önemli açıklamalarda bulundu.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Türkiye'de açık ve uzaktan eğitimle alakalı yapılan toplantıların eğitim politikalarını şekillendireceği vurgusunu yaptı. Çetinsaya'nın önemli açıklamalarda bulunduğu konuşmasının satır başları ise şöyleydi:

Bütün Kavramları Net Olarak Tanımlamamız Lazım

"Bu konu, bizler gibi 20. yüzyılın nesillerinden çok 21. yüzyılın nesillerini heyecana getiren bir konu. O bakımından burada sadece eğitimleri, trendleri değil ön yargıları, ön yargılarla nasıl başa çıkılabileceğini, bu konuyu nasıl en iyi şekilde anlatabileceğinizi de tartıştığınızı düşünüyorum. Bütün kavramları net olarak tanımlamamız lazım. Bu, önümüzde büyük bir fırsattır. Gerekirse bu kavram karışıklıklarını giderecek bir metin üretmemiz lazım. "Açık öğretim nedir?", "Hayat boyu öğrenme nedir?", "Uzaktan öğretim nedir?", "Yeni ortaya çıkan ve MOOCs denilen sistem bunlara ne kadar benzer, onlardan ne kadar farklıdır?" "Bunların ülkemizdeki yeri nasıl olacaktır?", "Bunlarla ilgili standartlar, mevzuat çalışmaları nelerdir?" Bizim bütün bunlara önümüzdeki yıllarda politikalar inşa edebilmemiz için gereksinimimiz var. Yani bu mevzuat çalışmalarına da standart çalışmalarına da kavramsallaştırma çalışmalarına da..."

Arada Muazzam Bir Fark Var

"Yükseköğretim sistemimizin öğrenci sayısına baktığımızda, öğrencilerimizin %46,7'sinin açık öğretim öğrencisi olduğunu görüyoruz. Bu, üzerinde durmamız ve düşünmemiz gereken bir mesele. Çünkü şu anda yükseköğretim sistemimiz kapasitesi itibarıyla dünyada gerçekten de ilk 10'da. Ama hiçbir sistemde açık öğretimin bu kadar büyük bir payı yok. Dikkat ederseniz değer yargılarından farklı olarak tartışıyorum. İyidir, kötüdür; ama bizim bunu masaya yatırmamız, konuşmamız gerekiyor. Nitekim ben de kendi raporumda uzun uzun analizler yapıyorum. İsteyenler e-kitap olarak da indirip okuyabilir ve açık öğretimle ilgili de ilk defa kullanılan, daha önce kamuoyu tarafından bilinmeyen istatistikler var orada. Resim çok açık: Bir %46,7'lik sistem var ve buna karşın uzaktan öğretimin payı ise açık öğretim dâhil edildiğinde 1,7 ile 0,8 arasında gidip geliyor. İkisi arasında bir kere muazzam bir fark var."

Burada Yapılan Toplantılar Politikaları Şekillendirecek

"Bir başka mesele ise pasif öğrencilerin varlığı. Açık öğretim sisteminde %40 küsur pasif öğrenci var. Pasif öğrenci ne demek? Hiç ders seçmiyor ama kaydolmuş ve istatistiklerde gözüküyor. Kontenjan itibarıyla baktığımızda şu anda. %24 oranlarında Açık öğretimin bütün sistemdeki payı %24 ama öğrenci sayısı itibarıyla baktığınızda %47. Yani orada da üzerinde durmamız gereken bir nokta var. Benim kendi çalışmamda bireysel olarak önerim, önümüzdeki on yıl zarfında bu %47'yi %20'lere, %15'lere doğru çekebilmek olacaktır. Bunu yapabilmemiz için de bir yandan yüz yüze eğitimi teşvik etmemiz lazım. Büyümeyi önümüzdeki dönemde o yönde gerçekleştirmemiz; ama diğer yandan da uzaktan öğretimin payını arttırmamız lazım diye düşünüyorum. Bu da tabi birtakım önemli politika kararlarını gerektiriyor, burada temsilci bulunan üniversitelerin politikalarını gerektiriyor; onların çabalarını gerektiriyor, bir planlama gerektiriyor. O bakımdan sizin burada yapacağınız çalışma gerçekten önemli. Açık ve uzaktan öğretimin bütün standartlarıyla ve detaylarıyla çalışılması bizim önümüzdeki dönemde bu politikaları nasıl şekillendireceğimizi de belirleyecek. Bu nedenle ben bu toplantıdan bir eylem planı olmadan ayrılmamamız gerektiğini düşünüyorum. Belki şunu da yapabiliriz: Bu toplantının sonuçlarını bir rapor hâline getirip bunu beyin fırtınası veya arama toplantıları denilen bir formatta burada olmayan sistemin diğer paydaşlarıyla da son bir kez tartışıp o sırada bunları eylem planlarına da dökebiliriz."

Türkiye'nin Bugünü ve Yarınları İçin Çok Önemli Bir Araç

"Konferansta bulunanların ve bu konferansın muhatabı olan üniversitelerin üzerinde durmasını rica ettiğim bir konu var: açık eğitimi tartışırken erişimi de tartışmak. Bunun da iki boyutu var. Bir tanesi YÖKDİL dediğimiz bir sistem. Bu sistemin ana mantığında Türkiye'nin neresinde olursa öğretim üyeleri veya öğrenciler web tabanlı bir ortamda yabancı dillerini geliştirmeye çalışıyorlar. Bu, iyi kullanıldığı takdirde Türkiye'nin bugünü ve yarınları için çok önemli bir araca dönüşebilecek bir proje. Biliyorsunuz şu an kurulmuş durumda. Mütevazı bir başlangıç yaptı ama açık ve uzaktan öğretime uzmanlığıyla katkı yapan bu alanın en iyileri, en büyükleri olan üniversitelerimizi ben, bu yabancı dil öğretimi meselesine de açık ve uzaktan araçları olarak uzaktan öğretim meselesine de katkı yapmaların bekliyorum. Bu onların doğal görevidir diyorum. Yani bir yandan diğer programları yürütürken bir yandan da bu materyallerin geliştirilmesi. Çünkü bu önümüze çok çok çıkacak."

Ulusal Açık Arşiv Projesi

"İkinci konu, yeni başlamış bir projemiz var: Ulusal Açık Arşiv Projesi. Biliyorsunuz bizim zaten bir tez merkezimiz var. Bu tez merkezinde, 1987 sonrası sisteme eklenmiş 350 bin tez var. Biz şimdi birkaç aşama içerisinde bu tez merkezini genişletiyoruz, yani Türk üniversite tarihi boyunca yapılmış tüm tezleri bu sisteme ekliyoruz. Ayrıca Türk vatandaşları tarafından yurt dışında yapılmış tezleri de bu sisteme eklemeye başladık. Ama daha da ötesine geçiyoruz, bir tez merkezi mantığının da dışına. Türk üniversite tarihi boyunca üretilmiş, yapılmış bütün resmî yayınları diyelim ki İstanbul Üniversitesinin bastığı kitapları, İstanbul Üniversitesinin bastığı dergilerdeki makaleleri, İstanbul Üniversitesindeki hocaların öncelikle atama ve yükseltmelerde kullandıkları bütün makaleleri bir ulusal açık erişim sistemi içerisinde bütün dünyanın istifadesine sunacağız. Bunun için tüm hazırlıklar tamamlandı. Altyapısı tamamlandı, çalışmalar başladı. D-Space adı verilen bir yazılımla bu geçekleştiriliyor. Bu sayede Google dâhil bütün uluslararası arama motorlarında kullanıma açılacak. Ve eminim bu sistem, hem Türkiye içinde hem uluslararası çapta büyük bir zenginlik katacaktır. Ama bu da özellikle İstanbul Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi gibi aktörlerin özel katkısını gerektiriyor. Çünkü bu ağırlıklı yapı onlarda var. Onların aktif katılımıyla ancak bu sistem nihai sonucuna varır. Nitekim biz bütün planlarımız yaptık. Kısmet olursa Eylül sonu ve Ekim başında bunun açılışını da gerçekleştireceğiz."

Haber: Mücella Üvet

Okunma sayısı: 2522

Yorumlar